Barak Ovası, Antep Fıstığı Diyarı, Barakeli, Barak Kültürü, Anılar ve Hikâyeler... Göksel Tiryaki
18 Eylül 2026
Sözden Yazıya Barak...
08 Temmuz 2026
Yöremiz, Töremiz, Türkümüz - Barak
Ayrıca bu kitapta biraz da kendi kendime bazı kısa söyleşmelerim var. Artık takdir sizlerin...
"Oturmuş Döne Gelin, adamı yakar…
Güzel gözleri Barak'ı yakar…
Dönemin Dönemin..."
Evet “Kanatlı”, "Barak'ı yakar..." işte böyle! Bütün bunları ve şu söylediğin türkünün ta nerelere kadar ulaştığını görmeni çok isterdim...
Kitap Linki: https://www.kitapyurdu.com/kitap/yoremiz-toremiz-turkumuz-barak/760910.html
06 Temmuz 2026
Eşyanın Ruhu
Oldum olası garajları, depoları, ambarları ve benzeri eski eşya istiflenen yerleri severim. İzbe, yarı karanlık ve hafif serince o mekânları dolanmak bile insanın ruhunu okşar. O dağınık ve karmakarışık görüntüler bana nice yaşanmışlıkları çağrıştırır çünkü…
Aslında bu eski eşyaların sergilediği kendi içinde ve kendine özgü farklı bir estetikten de bahsedilebilir. Elbette bazıları, yer yer bu tozlu keşmekeşliği sevmez, hatta nefret edenler çıkar. Fakat eşyanın ruhu denilebilecek şey de tam böylesi ortamlarda peyda olur işte. Gıpgıcır ve tıkır tıkır işleyen makinelerin ve eşyanın nasıl bir ruhu olabilir ki zaten…
Lâkin buralardaki her bir eşya parçası, her bir ayrıntı insan ruhunda dokunabilecek bir nokta bulur sanki. Alır götürür insanı…
Bazen bir tür düzensizlik ve gelişigüzellikten dahi bambaşka duygulara ve düşüncelere yelken açmak mümkün neticede… “Eşyanın Ruhu” da böyle ortam ve zamanlarda canlanıyor demek ki…
07 Nisan 2025
Bir Anadolu Hikâyesi: Barak
06 Nisan 2025
22 Kasım 2024
Tiryaki Murtaza Bey
Barak'taki Tiryakilerin sanırım bilinen en eski atası Feriz Bey'in yol arkadaşı Tiryaki Murtaza Bey'dir. Ona ilişkin sözlü nakle dayalı kapsamlı bir makale var. Kaleme alan Naci Kum, 1940'lı yıllarda yöremize Karkamış Kazıları için gelmiş. Yaptığı görüşmelerde eline eski bir defter geçmiş ve onu büyük oranda deşifre edip muhtelif kaynak kişilerle konuşmuş. Sözlü aktarımlara dayalı derleme bir yazı düzenlemiş. Makale 1963 yılında Türk Etnografya Dergisi'nde yayımlanmış. Gördüğüm en kapsamlı makalelerden, Barak'a dair çok şeye değinmiş. Özellikle Barak türkü ve şiirlerine dair çok iyi bir arşiv meydana çıkarmış. Aşağıda, makalede yer alan ve Tiryakilerin atalarına ilişkin bazı ifadeler çıkarılmıştır.
21 Haziran 2024
Roma ve Rumkale
İşte bizim şu anki muhit, Fırat Nehri’nin batı tarafı, Zeugma'sı ile Rumkale'si ile o devasa Roma İmparatorluğu’nun doğu ucu, sınır karakolları bir nevi… Ne demiş Şair, “Bastığın yeri toprak deyip geçme tanı…”
Önemli Bir Not: Bu kadar büyük tatlı su havzasının yanı başındaki böylesine bir mekânın ağaçlandırılmaması ve her daim yeşillendirilmemesi…
17 Haziran 2024
Çördük
16 Haziran 2024
Ağıt Yakmak
27 Haziran 2023
Miryağ
Koyunların oldum olası yeri ayrıdır nezdimde. O uysal ve cana yakın yanları bambaşkadır; muhteşem bir varlık başlı başına… Artık pek davar yok Barak köylerinde, eskiden her köyün sürüleri olurdu. Sürülerin içinde çobanın peşi sıra diğer koyunları yönlendiren bir koyun olurdu; ta kuzuluğundan belli olurmuş bu koyun… Anamdan duydum: “Ne o, Miryaa kuzu kimi (gibi) peşingden düşmiy” dedi birine…
Miryağ koyun kuzuyken anasının yanından hiç ayrılmazmış, büyüyünce de çobanın peşini bırakmaz; sürüyü kolaylıkla yönlendirmesine yardımcı olurmuş… Diğer koyunlar “Miryaa”nın arkasına düşer sıralanırmış…
Bu da susuzluğun sesi işte; 37 derecede…
28 Mayıs 2022
Güllü Bağ
Barak’ta birden fazla yerde bağı ve bahçesi olanlar, bu arazileri kolayca birbirinde ayırt etmek için farklı muhitteki bu mülkleri değişik isimlerle anarlar. Misal, “Uzun Ok”, “Orta Ok”, “Kısa Ok”, “Küçük Kıraç”, “Büyük Kıraç”, “Zeytinli Bağ”, “Büyük Fıstık”, “Yenice” gibi adlar verirler farklı tarla, bağ ve bahçelerine… Bu isimlerden biri de “Güllü Bağ”dır işte. Bu şekilde sözü edilen bağ veya bahçenin içinde pembe yabani güllerin olduğu ifade edilir veya bir zamanlar orada güllerin olduğu belirtilir. Artık her yanımız antep fıstığı ağacı doldu ama sanki insanlar böylesi incelikleri biraz unuttu. Yabanda güllere rastlamak pek mümkün değil yörede, ne kadar çok olsa da insanlar arpa gibi antep fıstığı fidanı dikmeye devam ediyor dört bir tarafa, hatta aralara bile; iyi mi kötü bu bilmem ama bir şairin dediğin gibi artık insanların ne fazla zamanı ne fazla sabrı ne de fazla tahammülü var çok ince şeylerle ilgilenmeye belki de…
07 Mayıs 2022
Gaziantep ve Lezzet
04 Mayıs 2022
Ağaran
Gaziantep’in merkezi için çok iddialı konuşmak istemem ama taşrasında gerçek Antep baklavası oldum olası lükstü zaten. Hakiki Antep baklavası yöremiz insanı için ancak çok önemli günlerde sayılı şekilde erişilebilen bir şeydi o zamanlar. Bizim için asıl tatlı her daim sütlaç olmuştur mesela. Bir de günü gelince doğal yöresel ürünlerle mutlaka kaynatılan büyük aşure kazanları vardı elbette. Yalnız şimdilerde tuhaf sayılabilecek bir isimle anılan ama bizim “Sulama” dediğimiz ve özellikle yufka ekmek yapımı sonraları krepe benzer ekmeklerin üzerine yağlı pekmez şerbetinin döküldüğü bir tatlımız daha vardı. Evet, baklavanın başkentinin taşrasındaki insanların tatlıları bir zamanlar büyük oranda bu birkaç çeşit lezzetti işte. Özellikle sütlaç tabii ki…
Barak’ın en sevdiğim öztürkçe kelimelerinin başında süt ürünleri anlamına gelen “ağaran” sözcüğü gelir. Geçmişte yörede hemen her evin en azında küçükbaş davarı olduğundan süt ürünlerimiz boldu. Haliyle en tabii yoğurttan, peynire, çökelekten sadeyağa her türlü ağaran çok ve kaliteli olurdu. Yöredeki çoğu kadın ciddi birer süt ürünü satıcısı gibiydi. Haneler için önemli bir ek gelir kaynağıydı aynı zamanda bu süt ürünleri.
Gene o dönem ana besin kaynaklarımızdan biri, gerçi hâlâ da öyle ya, bulgurdu. Onun ötesinde pirinç, her anlamda çok kıymetli ve gözde bir üründü. Yöremizde yetişmediğinden sıklıkla kullanılmazdı. Bazen misafirlere ikram edilir, bazen de sadeyağla yapılan pilavı tek başına bile öğün sayılırdı. Fakat pirincin pilavlar, dolmalar ve sarmalar dışında belki en çok kullanıldığı yer Sütlaç olurdu. Büyük horantaların bu revaçta tatlısı büyük tencerelerde veya odun ateşindeki kara kazanlarda pişirilirdi. O doğal sütün bembeyaz pirinçle buluşması o denli büyük bir lezzet şölenine dönüşürdü ki. Bu kadar az ve basit içeriklerle böylesine leziz bir tadın meydana çıkmasında, sanırım o yağlı ve doğal küçükbaş hayvan sütünün büyük etkisi vardı.
Özellikle bayram arifelerinde evin bir odasına kap kap dökülüp soğumaya bırakılan sütlaçların o güzel görüntüsünü hiç unutmadım doğrusu. Hele bazen odun ateşinin yüksek tesirinden dolayı hafifçe yanmış sütün damakta bıraktığı o eşsiz tadı ise hâlâ çoğu sütlü tatlıda ararım.
24 Kasım 2021
Saklı Kalmış Kahramanlıklar
21 Kasım 2021
Barak Muhabbeti: Tarih, Kültür ve Kitaplar
14 Kasım 2021
Baraklar Sempozyumu
16 Eylül 2021
Barak Cemaati
Osmanlı arşiv belgelerinde Barak ve Baraklar için hem aşiret hem de cemaat tabirleri kullanılıyor. Aşağıda Murat Çelikdemir'in "Osmanlı Döneminde Aşiretlerin Rakka’ya İskânı (1690-1840)" başlıklı doktora tezinden bazı ilgili sayfalar yer alıyor. Bu sayfalarda, Feriz Bey'in oğlu Şahin Bey'in aşiretinin Bozkoyunlu olması, iskân edilen aşiretlerin listesi ve yerleşim bölgeleri, Barakların "Çağırganlı" ile birlikte anılması ve Rakka'ya iskân olunan hane sayısının 300 olması gibi dikkat çekici bazı bilgiler bulunmaktadır.
24 Ağustos 2021
Hırt Hış
Esas sözü getireceğim yer “Hırt Hış” elbette. Yakacak nesne gibi bir anlamı da olmakla birlikte ıvır zıvır eşya ve malzeme yığınına böyle denir yöremizde. Ahenkli ve manidar bir sözdür bence ki “Hırt” bazı insanlar için sıfat olarak dahi kullanılabiliyor.
20 Haziran 2021
Gülgülümbardak
28 Şubat 2021
“Şabaş” Defteri ve Not Etmek…
Bunlar “Şabaş Defteri” sayfaları değil ama bizim “Kanatlı”nın not defterlerinden; biri 1 Eylül 1982 tarihinde Gaziantep şehir merkezinde, Saçaklı Mahallesi’nde ilk kez ev kiraladığı günü gösteriyor. Bir diğeri, gene 1980’li yıllarda mercimek yolmasında arkadan tırmık çekenlerin yevmiye hesabını tutuyor. Birine de tütün ve defter alış verişi not edilmiş; 7 kg tütün kendine ve 15 adet defter de okuyan çocuklar için satın alınmış olmalı. Not edilen isimlerden bazıları; Şıhov, Misov ve Cumov, işte bizim hikâye kahramanları…
Hülasa not almak iyidir, ne olacağı, neye yarayacağı hiç belli olmaz, zira insan kelimesi unutan demekmiş…
Öne Çıkan Yayın
Barakeli'nde Bir Köy, Seydimen, Hatıralar ve Hikâyeler
"Memleket ve çocukluk, insan hangi yaşa gelirse gelsin ve ne kadar çok mekân değiştirirse değiştirsin, hep yanında taşıdığı şeylerdend...






.png)
.png)

















