09 Kasım 2017

Barak Türküleri

Barak yöresine ait ve çoğu tarafımca çekilmiş arşivimdeki kimi fotoğrafları kullanarak düzenlemeye çalıştığım videolarla bazı bizim türküler...

Şido Hanifi - Hurşut Makamı:


Tâ Horasan'dan başlayıp Barak Ovası'nda son bulan yaklaşık 400 yıllık uzun bir göçün destanıdır Barak. İşte Şido Hanifi'nin kopuzu andıran bağlamasının ezgisi ve insanı çok eskilere götüren dokunaklı sesi upuzun bu göçün ve sevdanın hiç dinmeyen çığlığı gibi âdeta. Barak bu...

“Yâr eller, sabah gene olsun şâdıma...”


Salman İnal - Ali Paşa:

"Bulut göğün şişesidir
Yağmur yere düşesidir
İnsan dağlar meşesidir
Değer balta budar bir gün

Yenemedim amanın yenemedim
Deli gönlüm coşa geldi
Ben söyledim eller güldü
Halka bir temaşa geldi
Dağlar Ali Paşa Dağlar oy oy..."

Sevim Seçkin - Bey Mail:

"Mail, ne yatarsın korku dağında?"

Mehmet Demir - Abuseyf (Delferoğlu):

Günümüzde Barak'ın bazı 'Garıp'ları, o 'miskilim' (kıymetli) tarlaları ve fıstıkları üç beş kuruşa ona buna satıyor ama o kızıl topraklar kolay yurt olmamış aslında.
Söylence bu ya; hâlihazırda Suriye'nin kuzeyinde maalesef PKK'nın kontrolünde olan Münbiç civarında, vakti zamanında Delferoğlu diye bir Baraklı yaşarmış. Etraf hep Arapmış. Çok yaman savaşçıymış bu Delferoğlu, iyi kılıç sallarmış. Bu nedenle Araplar ona Abuseyf demişler, yani 'Kılıç Babası'.

Bir gün baskına gelmiş civardaki Araplar, Delferoğlu çoluk çocuğu göndermiş, çıkmış Arapların yamacına, aldığı darbelerle yaralanmış, bir kenara çekilmiş, kılıcına yaslanarak ruhunu teslim etmiş. Öylece de kalmış yere düşmeden. Araplar yaklaşmamışlar bir süre yanına, heybetinden olsa gerek. Sonra kargalar konmaya başlayınca üzerine, anlamışlar Delferoğlu'nun öldüğünü, fakat kurtulmuş ailesi bu baskından...
Rivayet, hanımı da Delferoğlu için işte bu türküyü yakmış ve Mehmet Hoca da yine çok güzel yorumlamış:
"Kır atın üstünde, üstünde
Ben nedem, oy oy dost
Sanarsın Vezir
Ha yanı dönerse, ah dönerse savaşa hazır
Çağrışır yummalar, yummalar
Ben nedem, oy oy dost
Dolandı Hızır
Aşiret beysiz kaldı, ah kaldı
Hanı Abuseyf...
Kır atın üstünde, üstünde
Ben nedem, oy oy dost
Başında fesi
Gül yüzlü gelinler, ah gelinler
Çekerler yası
Hama'dan Culab'a
Ben nedem, oy oy dost
Aslan babası
Yavrular yolun bekler, ah bekler
Hanı Abuseyf,
Gelmez Abuseyf..."

Hüseyin Kaplı - Ceren:

Şu cerenin kaşı gözü sürmeli
Şu cereni nerde bulup sevmeli
Şu cereni sevdiğine vermeli
Sabahtan karşıma geldi bu ceren
Aklımı başımdan aldı bu ceren
Şu cerenin sulakları yokuştur
Kaşı gözü kudretten nakışlı
Durumu da erkek keklik bakışlı
Sabahtan karşıma geldi bu ceren
Aklımı başımdan aldı bu ceren”

Mehmet Bozgeyik - Yumma:

"...
Hele Yumma'yı sorarsan
Hâtındır hâtın
Amanın parayla alınmaz ki
Dostlar alayım satın
...
Hele Yumma'yı, aşiret Yumma'yı
Amanın aldılar gene elimden telli turnayı
...
Altımıza serdiler bir kötü kilim
Önümüze geldi gene bal dilim dilim
Hele Yumma'yı görünce
Kırıldı belim
Hele Yumma'yı Yumma'yı
Aldı gettiler gene telli turnayı
..."

Cesim Arapoğlu - Ali Paşa:

"Aney (anam) yenemedim de yenemedim
Amanın deli gönlüm coşa geldi
Hele kalamadım da eller güldü,
Amanın halka bir temaşa geldi
Amanın dağlar Ali Paşa dağlar

Amanın yağmur yağar da karlar tozar
Amanın gün geçtikçe derdim azar
Hele gel ahımı da alma güzel
Amanın ah alanlar da gülmezmiş
Amanın dağlar Ali Paşa dağlar

Amanın yüreğim yanar da duman sızar
Amanın okuyanlar da bilmezmiş
Amanın zalim de engel olmazmış
Dağlar Ali Paşa dağlar

Halep’te bir güzel gördüm
Hele aslına da eremedim
Şayet güzel görmek istersen
Amanın gel görmeyle eylendim
Dağlar Ali Paşa dağlar”


Mehmet Tuncer - Şameli'nin Hurması:

"...
Gözlerim gözlerim de Turnam
Ben yolunu gözlerim
Gene sen aklıma düştün de
Artık tutmaz canım dizlerim
..."

Ramazan Yağmurlu - Haco Gelin:

"Amanın uzun olur da gene
Kızım Haco sizin evin kavağı
Yaralı yavrum kavağı
Amanın ağları kara çıktı adı bağlı

Amanın ne sen gelin oldun da kızım Haco
Ne ben güveyi, yaralı yavrum güveyi
Suçun neydi de kızım, Haco gelinim"

Mehmet Bozgeyik - Deli Gönül:

"Havayı da deli gönül havayı
Ay doğmadan şavkı tutmuş da ovayı
...
Sarsam hayalini hele
Yâr gelir mi ola, dost gelir mi ola
Yaşım on beş idi, erişti yüze
Sürmeler çektirmiş gene bugün ev yıkan gözler
..."


Eski Beyler Nicoldu (Nerede):

Mehmet Demir - Kılıçoğlu:

"Ya bire çıktım Akçakale’ye de
Gene seyran eyledim,
Yâr ile gezdiğim yerler perişan, Yaradan…

Ya bire hele indi ‘mengiri’ne de
Gene gönül eyledim,
Bir ben değil de, hele cümle âlem perişan, Yaradan…

Ya bire Kılıçoğluyum da
Gene ‘eye gam’ atar,
Atam gibi gene cıda diker sumata, Yaradan…

Ya bire hele aşireti dağıttık da
Gene düştük gurbete,
Altı Arap atlı da beyler perişan, Yaradan…"

Cahit İzci - Turnam Yârdan Haber:
Yorum Gönder

Öne Çıkan Yayın

Barakeli'nde Bir Köy, Seydimen, Hatıralar ve Hikâyeler

"Memleket ve çocukluk, insan hangi yaşa gelirse gelsin ve ne kadar çok mekân değiştirirse değiştirsin, hep yanında taşıdığı şeylerdend...