23 Şubat 2017

Barak Halayı


İyi dinle dost, atalarının ‘iskân’ının çığlığıdır bu duyduğun....

İyi bak dost, düğün salonlarına sığmaz, sığdırılamaz bu halay, çünkü ancak harman yerinde geçmişi yâd edip akar geleceğe doğru...

Bir güz günü ve 1990'ların başı sanırım, komşu Çiftlik (Çütlük) Köyü, upuzun bir Barak halayı tutulmuş yine bir düğünde. Ağır aksak ama dengeli ve uyumlu adım ve hareketlerle ilerliyor halay, tıpkı göç eden kervanlar, katarlar gibi. Birazdan eskilerden bir uzun iskan havası söyleyecek ak saçlı merhum İsmail Amca. Büyük Barak göçünün o derin hüznünü, bütün o zorluklarını ise çığlığa dönüşmüş tiz zurna sesi yanık şekilde hatırlatıyor. Geçmişi ve gidenleri 'unutmadık' diyor sanki...

Barak halayının alametifarikasıdır; halaya katılanların elleri, parmaklar birbirine geçecek şekilde avuç içinden birbirini kavramış olmalıdır, öyle parmak ucuyla tutuşarak girilmez Barak halayına!

Bu arada zurnayı çalan ise bir zamanlar Seydimen'in baş abdalı merhum Irza Efendi'nin oğlu Paşa Kaplan. Merhum Paşa gördüğüm en iyi zurna ustasıydı sanırım. Öyle derinden öyle içten çalan bir aşiret erbabıydı ki.

Yine eskilerden bir diğer Barak halayı videosu da aşağıda; Emmi koca bir çınar gibi, 'Buradayım ve ayaktayım!' diyor sanki zamana ve mekâna, halaydakiler büyük bir sükûnet ve saygıyla bu ulu çınarı seyrederek eşlik ediyor onun oyununa. Zurna, her zamanki gibi yüzyılların ağıtının çığlığı oluyor, inletiyor ortalığı. Oğlak derisinden davulun gümbürtüsü, her şeye rağmen devam eden hayatın coşkusunu haykırıyor âdeta. Hepi topu iki dakikalık bir video kaydı bu, ama neler yok ki içinde? Düğün sahiplerinden olduğu anlaşılan takım elbiseli ve kravatlı bir abinin Emminin ayağının etrafındaki iri taşları yerden alıp uzağa atması, kıpkırmızı gömleği ve davulunun çomağını vuruşundaki iştiyakla mesleğine saygı duyduğu ve severek yaptığı her hâlinden belli bir aşiret erbabı, iki dikkat çeken husus olarak girmiş kayıtlara mesela:
Yorum Gönder

Öne Çıkan Yayın

Barakeli'nde Bir Köy, Seydimen, Hatıralar ve Hikâyeler

"Memleket ve çocukluk, insan hangi yaşa gelirse gelsin ve ne kadar çok mekân değiştirirse değiştirsin, hep yanında taşıdığı şeylerdend...