20 Şubat 2015

“Yolda her şey var…”

Vefatından bir gün önce en son nasihati buydu, zar zor hareket edebilirken. Evet, hakikaten her şey var insan hayatında, istediğin kadar kendini hazırla, istediğin kadar zaten bekleniyordu diye avun ama tecrübe etmeden bazı şeylerin idrakine varıp anlamlandırmak çok güç bu alemde. Geriye sadece 'olanı' kabullenmek ve 'yokluğa' alışmak kalıyor, gayrisi laftan öteye geçmiyor, ariflerin sabır dediği şey de bu sanırım; “olanı kabullenebilmek olmayana alışabilmek”. Bize düşen de bunu yaşayan diğer her beşer gibi durumu kabullenip aziz hatırasına sahip çıkmak…


Daha çocukken babasına yaslanarak verdiği bu fotoğraf pozundaki duruşun benzeri yetmişine yaklaşırken, her zaman yaptığı 'fıstıklara doğru' (işe) gitmeden önce, bir ikindi vakti çay hasbihâlinde de, işte böyle tekrarlanır, bu dünyaya ve içindekilere hitaben sanki…


Çocukluğundan itibaren (zaten Babası nüfus cüzdanını çıkartırken çevikliğinden dolayı 'O'na 'Kanatlı' adını da vermişti) emek ve azimle geçen 74 yıllık hayatı, kıymetli ağabeyim Tercan TİRYAKİ tarafından “25 Kasım 2013, 20:43”te linkteki fotoğraf üzerine ancak bu kadar iyi özetlenebilirdi; “Tutkulu ve severek yapılınca, iş aşka dönüşüyor. Etrafımızda hayatını işine, sevdiği bir şeye adayan kişiler vardır. Ama bir de büyük ustalar vardır, zanaatkardır onlar, yaptığı işe hırsını, kendini, ruhlarını kaptırır bunlar. Hacı Mahmut Ağa'nın fıstığı yok diye gençliği yabanda geçen ve bunun için yaban olan, çok çalışan ve çalışmadan başka bir dünyayı kabullenmeyen biri. En son görüştüğümde Sen de çok çalıştın dedim, "her fıstık ağacının altında bin ton emeğim var" dedi, dönüp sert bakışını geçmiş 70 yıla atan bir edayla. Dünyaya 100 kez gelse de aynı emeği katlayarak verecektir böylesi Ustalar. Bu kaderidir, değişmez. Fıstık ağacına bakışı ve fıstığa değen elindeki şefkati, güzel yakalamış fotoğrafı çeken. Bakıştaki ışıma, dudakların dala değer gibi durması, emeğin sonucunun avuca gelmesi, mutluluğun resmi değil de ne!”


İşte bu “bakıştaki ışıma” Hakk’ın emri gereği günü geldiğinde diğer tüm fanilerinki gibi söndü.
 

Şimdi, hayattayken her fırsatta koşa koşa ziyaretlerine gittiği Ana ve Babasının mezarlarının başucunda yatıyor…

Tıpkı kendi el yazısı ile kağıda döktüğü 'Karacaoğlan' şiirindeki gibi:

"Hayal hayal oldu karşımda dağlar ..."


Not tutmak güzel bir alışkanlık bu arada. Hele ki onları saklamak daha güzel bir haslet. Ne zaman neye yarayacağını kestiremez insan. İşte bizim 'Kanatlı'nın not defterlerinden bir zamanların Barak'ına dair hatıralar...






  






Yorum Gönder

Öne Çıkan Yayın

Barakeli'nde Bir Köy, Seydimen, Hatıralar ve Hikâyeler

"Memleket ve çocukluk, insan hangi yaşa gelirse gelsin ve ne kadar çok mekân değiştirirse değiştirsin, hep yanında taşıdığı şeylerdend...