04 Kasım 2015

Lopçuluk

1990'lı yılların sonu, 'Kasap Kanatlı'...
Hiçbir emek sarf etmeden, hazıra konan tipler için 'Kanatlı'nın kullandığı tabir buydu; "lopçu!". Sonra devam ederdi: "Yimeye (harcama) 'havas' (heves) etmeyin, yimeden bir şey çıkmaz, sen üstüne koymaya bak üstüne, hazıra dağ mı dayanır!". Emeğe verilen değer, tutumluluk, bilinçli harcama ve kaynakları etkin kullanma konusu, daha iyi nasıl anlatılabilir ki? 'Lopçu' kadar, günümüzün dâhil, her tür 'rantçı' tipini daha iyi hangi kavram izah edebilir?

Çok çalışkandı, çalışmayanı sevmezdi. Hele başkasının emeğiyle, onların sırtından geçinen insanlardan hiç hazzetmezdi. Mirasyedilik veya hazıra konmak yerine, alınteri ile kazanmak, şu hayatta en önem verdiği şeylerin başında gelirdi. Çocukluğum boyunca, onun hüner ve maharetlerine şahitlik edip durdum hep. Esasında, çekirdekten yetme iyi bir çiftçiydi (kendi ifadesiyle ziraatçı) o, tarladan da bağdan da ağaçtan da tahıldan da iyi anlardı, ama hayvancıydı da, çobandı sonra, nacar ve marangoz olurdu bazen, yapıcılığı da vardı, berberimizdi ara sıra, çok zaman kasaptı, en zayıf olduğu alan olmakla birlikte şofördü de, tamirciliği de vardı, elbette türkücüydü de, tabiî ki muhabbet adamıydı da, velhasılı kelam, her şeyden öte tam bir tertip ve düzen adamıydı.

Peki, tüm bu işlerde tam bir usta mıydı? Belki değildi, gerçi böyle bir iddiası da yoktu. O sadece, köy yerde hâlledilmesi gereken tüm bu işleri, müthiş bir özgüven ve cesaretle, kimseye muhtaç olmadan kendisi yapmaya girişirdi. Becerirdi de, belki yapılan tüm bu işler dört dörtlük olmazdı, ama umduğu gibi kimseye de 'ağız eğmek' (yardım istemek) zorunda kalmazdı ve kalmadı da.

Hiç unutamam, evin önündeki kırıntı, döküntü ve kümes hayvanı pisliği gibi şeyleri bile, bazen, hiç kimseye söylemeden ve yüksünmeden, gidip süpürgeyi küreği alıp büyük bir alçak gönüllülükle temizlediğine sayısız kere tanık oldum.

Ya, 'Kanatlı' işte böyle bir adamdı, dağ gibiydi.

Hiç yorum yok: